Tekirdağ Valiliği ve Namık Kemal Üniversitesi tarafından yürütülen Deprem Bina ve Envanterleri Projesi, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunan şehirdeki riskli yapıları belirlemeye yönelik çalışmalarını yüzde 90 oranında tamamladı. Yaklaşık 2-3 bin binanın olası bir depremde ciddi hasar görebileceği veya tamamen göçebileceği tespit edilmiştir.
Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan Tekirdağ'da deprem riskine karşı hazırlık çalışmaları hız kazandı. Tekirdağ Valiliği, Namık Kemal Üniversitesi, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ve AFAD'ın ortaklaşa başlattığı Deprem Bina ve Envanterleri Projesi, bölgedeki yapıların depreme karşı dayanıklılığını araştırıyor.
Proje kapsamında şehirdeki 230 bin binanın taranması hedefleniyor. Çorlu ilçesinde pilot uygulama yapıldıktan sonra kapsamı genişletilen çalışmaya 50 kişilik ekip katılıyor. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından geliştirilen yazılım yardımıyla taramalar hızlı şekilde gerçekleştiriliyor. Proje yöneticilerine göre şu ana kadar çalışmalar yüzde 90 oranında tamamlanmıştır.
Taramaların sonuçları endişe verici bulgular ortaya koymuştur. Yaklaşık 2 bin ile 3 bin arasında binanın olası bir depremde ciddi hasar görebileceği ya da tamamen göçebileceği belirlenmiştir. Uzmanlar, Tekirdağ'ın Kuzey Anadolu Fay Hattından 10 kilometre kadar yakın mesafede konumlanması ve bölgede 100 yıldan fazla süredir ciddi bir depremin yaşanmamış olması nedeniyle deprem riskinin yüksek olduğunu vurgulamaktadırlar.
Fay hattı çevresinde yaklaşık 2 milyon nüfus yaşamaktadır. Kuzey Anadolu Fay Hattı, ülkenin Van'dan Tekirdağ'a kadar uzanan ve tarihinde birçok büyük depremi meydana getirmiş en aktif fay hatlarından biridir.
Proje sonucunda riskli binaları güçlendirme çalışmaları planlanmaktadır. Uzmanlar, yapısal olmayan elemanlarda meydana gelebilecek hasarların güçlendirme teknikleriyle azaltılabileceğini belirtmektedir. Tamamen göçme riski altında olan binalar için belediye ve ilgili kurumlar tarafından kentsel dönüşüm önerileri sunulabilecektir. Sönümleyici teknikleri gibi yöntemlerin uygulanmasıyla risklerin önemli ölçüde azaltılması mümkün görülmektedir.



